gül dalında aşk çagında güzeldir

Tanım




Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler



Tarih: 14:23, 13/9/2006
Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı

LEYLAY &MECNUN.

Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur.
Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır.
Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen
bu macerayı Leyla'nın annesi öğrenir.
Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.
Kays okulda Leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner,
başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.

Mecnun' un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun
(deli, çılgın) oldu diye Leyla' yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur.
Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve
mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz.
Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür.
Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn,
kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:

"Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni."

Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.
Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.

Bir zaman sonra âilesi, Leylâ' yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir.
Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de
mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm' ı vuslatından uzak tutmayı başarır.

Mecnûn, çölde, Leylâ' nın evlendiğini arkadaşı Zeyd' den işitince çok üzülür.
Leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir.
Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatır.
Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.

Bir müddet sonra Mecnûn' un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner.
Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn' u çölde aramaya başlar.
Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ'nın
maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn' u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz.
Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer.
Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ' nın ölüm haberini öğrenir.
Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;

"Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez."

Der, kabri kucaklayarak ölür.

Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında,
Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür.
Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:
"Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ' dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri,
aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular."


Tarih: 16:57, 23/5/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

AŞK HİKAYESİ(LÜTEN OKUYUN)!!!!

Bir zamanlar gökyüzünde birbirlerini gerçekten çok seven bir bulutla yıldız vardı... Bulut gökyüzünün en şeker, en pembe bulutu yıldızsa; en parlak, umudu en çok yansıtan yıldızıydı...

Gökyüzündeki her varlık onların sevgisini kıskanırdı... Tatlı bir kıskançlıktı onlarınkisi... Ama biri vardı ki; bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyordu... Hem de yıldızın en yakın arkadaşı olmasına rağmen... Bulut biraz saftı, kimseyi kıramazdı... Yıldızsa bulutu için elinden gelen her şeyi yapabilir, herkese meydan okuyabilirdi...

Zaten onun için bir bulutu bir de çok sevdiği dostu peri vardı... Bir derdi olduğunda gider periye anlatırdı... Nereden bilebilirdi ki, perinin bir gün bunların hepsini yıldızla bulutun ayrılmalari için kullanacağını? Bir gün nazar değdi bulutla yıldıza... Hiç yoktan bir sebepten tartıştılar. Bulut, çekti gitti, hatalı olmasına rağmen. Yıldızsa
"Nasılsa bulutum beni seviyor, dönecektir."
diye düşündü...

Fakat hiç bir şey beklendiği gibi gitmedi... Bulut dönmedi. Kim bilir, belki de cesaret edemedi dönmeye.Tek bir gerçek vardı ki: O da; ikisinin de çok üzgün olduklarıydı... Gökyüzündeki iyilik melekleri bile ağladılar onların durumlarına ama ne fayda... Ertesi gün yıldız olanları en yakın dostu periye anlattı... Periyse göstermelik bir hüzne büründü... Eline büyük bir fırsat geçmişti. Artık hayatı boyunca kıskandığı kişiye karşı kozları vardı elinde. O kişi, en yakın dostu yıldız olmasına rağmen kullanacaktı kozlarını... Hem de büyük bir zevkle...

Bulutun yanına gitti ve yıldızın artık onu sevmediğini söyledi. Bulutsa üzüldü, boynunu büktü ama elindenhiç bir şey gelmeyeceğini düşündü... Çünkü yıldız inatçıydı.. Bir kere olmaz dediyse, bir daha olur demezdi. Peri de bulutun bu üzgün durumundan yararlanıp ona olan sevgisini itiraf etti... Bulut da kimseyi kıramadığı için perinin,yıldızının yerine geçmesine izin verdi... Yıldız, günlerce bulutunun dönmesini, ondan af dilemesini bekledi... Ama bulut gelmedi.

Bir gün yıldız, bulutun yanına gidip, konuşmaya karar verdi. Gece yola çıktı. Bulut, dostu sandığı periyle birlikte ayda eleleydi... Melekler dayanamayıp, tüm olan biteni anlattılar yıldıza... Çok üzüldü ve çaresiz, döndü arkasını gitti...Yavaş yavaş sönmeye başladı... O günden sonra yıldız söndü, ışık veremez oldu.. Bulutsa artık ne o kadar pembe, ne de o kadar kadifeydi. Yıldız, ilk zamanlar her şeyden vazgeçti, hayata küstü... Ama kolay pes etmezdi.Kısa bir süre sonra hayatıyla ilgili o önemli kararı verdi.

O güne kadar hiç görmediği güneşin yanına gidecektive biraz daha ışık isteyecekti ondan. Çok geçmeden daha önce hiç görmediği güneşin yanına gitti... Ondan yansıtması için biraz daha ışık istedi... Güneş ışık yerine sevgisini verdi yıldıza... O gün bu gündür yıldız,dünyaya güneşin sevgisini yansıtır.... Bulutsa; hep gözyaşlarını akıtır dünyaya...Bir de yüreğinde kopan fırtınaları...

Tarih: 16:50, 23/5/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

ERKEK KURALLARI

Bugüne kadar hep kadın kuralları duydunuz, alın size şimdi de erkek kuralları;

1 - Tuvalet kapağı konusu artık netleşmeli. Bize yukarıda lazım, size aşağıda. Yukarıda bulursanız aşağıya indirin. Söylenmenize gerek yok. Biz aşağıda bulunca söyleniyor muyuz ?



2 - Pazar günü maça gidilir. Bu ibadet gibi birşeydir. Artık kabullenin.

3 - Alışveriş asla bir spor değildir ve olmayacaktır.

4 - Ne istiyorsanız açık isteyin. gizli imalar, ya da açık imalar tarafımızdan asla anlaşılmaz. Sadece ne istiyorsanız onu söyleyin. O zaman anlarız.

5 - Her türlü sorumuzu mümkün olduğunca "evet" ya da "hayır" la cevaplayın.

6 - Bir sorununuzu çözmek istediğinizde bize gelin. Biz bunun içinvarız. Empati yapamayız. Bu bayanlar içindir.

7 - 17 aydır süren başağrısı bir problemdir. Artık doktora gidin.

8 - 6 Ay önce bir tartışmada söylediğimiz şeyler geçersizdir. Daha doğrusu söylediğimiz ve 7 günü geçen herşey geçersizdir. Aleyhimizde kullanılamaz.

9 - Şişman olduğunuzu düşünüyorsanız muhtemelen öyledir, bize sormanıza gerek yok.

10 - Bizden birşey yapmamızı isteyin.Yada nasıl yapmamız gerektiğini söyleyin. Ama ikisini birden yapmayın. Nasıl yapıldığını biliyorsanız kendiniz yapın.

11 - Kristof Kolomb'un yön bilmesine ihtiyaç yoktu. Bizim de yok.

12 - Bütün erkekler aynı default windows ayarı gibi sadece 16 renk görür. Örneğin şeftali ya da portakal bizim için birer meyvedir renk değildir.

13 - Biz size "neyin var" dediğimizde, "hiçbirşey yok" diyorsanız hiçbirşeyiniz yoktur. Yalan söylediğinizi biliriz ama kurcalayına nasılsa altından hayrımıza birşey çıkmaz.

14 - Bir yere giderken üstüne ne giyersen giy, hiç farketmez. Gerçekten. Sormana gerek yok.

15 - Eğer futboldan, otomobillerden anlamıyorsan ne düşünüyor diye sorup durma.

16 - Kesinlikle yeterince elbisen var.

17 - Kesinlikle yeterince ayakkabın var.

18 - Tabii ki bir şeklim var. Yuvarlakda sonuçta geometrik bir şekildir.

19 - Tamam bu gece koltuktayım ama hiç sorun değil. Biz bunu kamp yapıyor gibi algılarız.

Bunu bildiğiniz erkeklere yollayın da eğlensinler. Bildiğiniz bayanlara dayollayın daha çok "eğlensinler


Tarih: 12:35, 19/5/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun...

sadece kendi annemin deil bize sevgilerini we

bilgi weren tüm hocalarımın anneler günü kutlu olsun

iyiki warsınız...


Tarih: 15:21, 14/5/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

AŞKIN KANUNU

Madde 1- Herkes aşık olabilir.
Madde 2- Hiç kimsenin aşkına mani olunamaz.
Madde 3- İyiyi kötüyü ayıramayan kimse aşık olamaz.
Madde 4- Aşık sevgilisini kendini sevmeye zorlayamaz.
Madde 5- Aşık olduğunu iddia eden kimse bunu ispata mecburdur.
Madde 6- Aşkın karşılıklı olması şart değildir.

II- İlan-ı Aşk

Madde 7- İlan-ı aşk, tek taraflı yönetilmesi gerekli bir irade beyanıdır. Bu ilan bir şekli mahsusa tabi değildir.
Madde 8- İlan-ı aşk, yazılı şekilde olursa buna 'Aşk Mektubu' denir.
Madde 9- İmzasız aşk mektupları hiçbir hüküm ifade etmez. Meğer ki muhtevası yazarının hüviyetini sevgiliye haber vere.
Madde 10- Aşk ilan-ı sarih (belirgin) olabileceği gibi zimni de olabilir.
Madde 11- Aşk mektubunun yırtılarak mursile(gönderene) iadesi sarih bir red veye yeni bir icaba davet mahiyetindedir.
Madde 12- Sarih veya zimmen reddedilmemiş bir icaba mahiyetindedir.

III- Aşk Birliği

Madde 13- Tarafların karşılıklı olarak ilan-ı aşk etmeleriyle 'aşk akdi' doğar.
Madde 14- Birliğin devamı ve sariyeti için sevgililer hüsnüniyetle her çareye başvurabilir.
Madde 15- Bu maddelerin uygulanmasında A.K'nın 2.madesi kıyasen tatbik edilir.

IV- Birliğin Sona Ermesi

Madde 16- Taraflardan biri, diğerinin aşkını istismar ederse kusursuz taraf, birliği her zaman ve tek taraflı bir irade beyanı ile feshedebilir.
Madde 17- Aşıklardan birinin ölümü, ihaneti, yeni bir aşk birliği kurması gibi hallerin her birinin vukuunda birlik kendiliğinden fesih olur.
Madde 18- Taraflar karşılıklı olarak anlaşaraktan birliği feshedebilirler.
Madde 19- Bir maşuk aynı zamanda bir kaç aşığı idare ediyorsa 'hüsnüniyet' iddiasında bulunamaz.

V- Sona Ermenin Neticeleri

Madde 20- Birlik taraflardan birinin ölümü ile sona erirse, diğer taraf sevmekte devam edebilir.
Madde 21- Bir tarafın ihaneti halinde, kusursuz taraf, örf ve adete göre dilediği müeyyideyi tatbik etmekte serbesttir.
Madde 22- Bu kanunda, hakkında hüküm bulunmayan meselelerde örf ve adet, o dahi yoksa, Aşkın Kanunu'nun umumi hükümleri tatbik olunur.


Tarih: 17:59, 8/4/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

TİTANİC


Tarih: 17:51, 8/4/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ÖĞRENCİ MARŞI

Korkma kim seni sınıfta bırakacak
Sanmaki herkes sınıfta kalacak
Karnede üc zayıftan aşağı olmayacak
O birler senindir senindir ancak

* * *
Verme kurban olayım öyle notları
Yetmedi yediğimiz dayaklar
Elbette bir gün bu notlarda bayatlar
Hakkıdır kopya çeken öğrencinin hürriyet

* * *
Ben ezelden beri zayıf aldım , yine alırım
Hangi hoca beni okuldan atacakmış şaşarım
Kükremiş aslan gibiyim,karneyi yırtarım atarım
Yırtarım karneyi evden kaçmam,atılırım

* * *
Okulun etrafını sarmışsa bir telli duwar
Onun telleri gibi benimde kopyalarım war
Arkadaş korkma bizi sınıfta bırakmazlar
Öğretmen dediğin ,not defteriyle gezinen canavar

* * *
Arkadaş,öğretmenin gözünün içine bakma sakın
Siper et önündekini gözükme hocaya sakın
Doğacaktır sana vaadettiği notlar hakkın
Boşunamı bütün sene yalakalık yaptın?


Tarih: 18:52, 4/4/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

kutsi

Kitaplara sığmaz yaşadıklarım
Ellerim havada sana dualarım
Üstüme yıkılmış yorgun yıllarım
Karanlık dünyamda yapayalnızım

Her gece kahrediyor
Vurur acılar beni
Tak bir sözüm var sana
Al götür kalbimi

Aşkın gururu olmaz olamaz
Benim derdime çare bulunmaz
Ben çilekeş sen günahjar
Allah biliyor seven yıkılmaz

Aşkın gururu olmaz olamaz


Tarih: 18:52, 31/3/2006
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

karışık bişiy

rüzgarda döndü döndü ufaldı bölündü tozlandı ruhum, kırıldı ayna, kaç parça

yüzümde bakmalar var, söylenmeler, dikkat etmeler dokunmalar yanmalar,

açılan yaralar var, izi var ilk aldığım bıçağın, kokuların sonraların izleri

bu senin yüzün dediler, al bu da adın, bu da soyunun, iyi zaferler yaşa

başarmamı söylediler, ittiler sırtımdan, bilerek övdüler yüzümü sözle

benim yüzüm ellerime sığar, gözlerim kapanır dokununca, içine

avucumun içine gömdüm yüzümü, gözlerimi oraya döndüm

bakmıyorum aslında bunu diyorum yani yalancıyım

içine düşmüş benim aklım şarabın içine mantarı

yok aklımda kalbimin bir yeri yok ruhumda

sonuç, son ucunu verince solumanın

ama soldu işte yüzüm, boynum

büküldü kapandım yere

açamam ruhumu

ama bakarım

arasından

parmak

lar

      bizim saatimiz aklımız -ın  kalbimizle kesiştiği yerde

da-

dağınık ev

her şey dağınık

saçlar harfler kitaplar dağınık

düşünceler gelecekler gelmişler gelenler..

dağınık yatak yorgan yastık çarşaf dağınık

uykular rüyalar gözler kirpikler parmaklar tuşlar..

dağınık anam her şey dağınık kabuklar kalemler çiçekler..

cdler dağınık şişeler bozuk paralar yapraklar resimler desenler

ne derlerse desinler dağınık üstümdekiler altımdakiler yüzüm aynam

dağınık blog dağınık mutfak dağınık afiyet, izafiyet, eziyet, faaliyet, oluş, buluş

dağınık kökler kollar dallar tomurcuklar dağınık; evler arabalar otobüsler kediler köpekler

dağınık yavrum dağınık güzelim dağınık cicim dağınık tatlım dağınık şekerim dağınık turnam dağım

bu ağaç

yaşadığım çevre

bu gövde

bu dip

in

kuyu

obruk

cehennem

dağınık

k    k

  ö

    k   ö         k

 ö      l       l

         e           e

                                                      k            r         r


Tarih: 19:41, 30/3/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->